Eylül ayı enflasyon rakamları, beklenenin oldukça üstünde gerçekleşti.

Açıklanan verilere göre yıllık tüketici fiyat artışı yüzde 24.52’ye çıktı.

Üretici fiyatlarındaki eylül ayı artışları ise yüzde 10.88 olurken, yıllık artış yüzde 46.1’e yükseldi.

Çekirdek enflasyonda yaşanan yüksek artış, enflasyonun önümüzdeki aylardaki düşüşüne dair umutların azalmasına yol açtı.

Herkesin aklında enflasyonun nasıl düşürülebileceğine dair sorular olabilir.

Hürriyet gazetesi yazarlarından Erdal Sağlam’da bu konu hakkında bir yazı yazdı.

İşte Erdal Sağlam’ın ‘Enflasyon Nasıl Düşürülür’ İsimli Yazısı:

‘‘Son 15 yılın rekoru olan bu enflasyon oranının, önümüzdeki aylarda artışa devam etmesinden korkuluyor. Şimdiden “her ay 3’er puanlık artışın devam edeceği” ve “yüzde 30’lik rakam”ların konuşulmaya başladığını görebiliyoruz. Buna karşılık Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, enflasyon rakamları hakkında konuşurken, bu rakamların beklentilerinin üzerinde olduğunu belirtip, enflasyonda düşüş sürecinin başlayacağını söyledi.

Özet olarak “keşke yüzde 24.5’lik enflasyon rakamları ile en kötüsünü geride bırakmış olsak” denebilir. Keşke bu rakam gördüğümüz, ileride göreceğimiz en yüksek rakam olsa; aksi takdirde 2019 program ve bütçesinin yapılması zorken iyice zorlaşacak, gereken güvenin sağlanması ve makro dengeleri iyileştirme çabaları da büyük bir sekteye uğrayacak.

Piyasaların ise beklentilerin çok üstünde gelen bu rakama beklendiği kadar tepki vermediğini görüyoruz. Piyasalarda özellikle kurların, yeni bir faiz artırımı ihtiyacı doğurması nedeniyle, bu rakamlarla birlikte daha fazla artması beklenirken, bu olmadı. Bu konuda, “yabancı bankalarla geçen hafta gerçekleştirilen uzlaşma nedeniyle, kurların fazla dalgalanmasının önüne geçilmesinin planlandığı” biçimindeki söylentiler başta olmak üzere, Rahibin serbest bırakılacağı dedikodusu da dahil, piyasada bir çok söylenti konuşuluyor.

Ancak ne olursa olsun, ne tür uzlaşma sağlanırsa sağlansın, ekonominin gereklerini yerine getirmedikten sonra, eninde sonunda faizlerin daha da artması, yapılmadığı takdirde kurların yeniden harekete geçmesi kaçınılmaz.

Enflasyonun bu noktalara gelmesinde en önemli etkenin aşırı ısınma nedeniyle makro dengelerde bozulma, bunun kurlara yaptığı etkinin, yani TL’nin değer kaybının önüne geçmek için gereken adımların zamanında atılmaması olduğunu biliyoruz.

Yani enflasyonla en etkili mücadelenin makro dengeleri yeniden tesis etme, bunun için radikal tedbirler uygulamak, dışarıya güven verecek ekonomi ve siyasi adımların atılması ve bununla birlikte ilk önce kurların istikrar kazanması olduğu, artık açık. Kurların, mevcut yüksek sayılacak seviyelerde olsa dahi, artık istikrar kazanması, dalgalanmanın azaltılması böylece herkesin önünü görmesinin sağlanması, bence enflasyonla mücadele için en öncelikli adım olacaktır. Bunun gerçekleştirilmesi için yapılacaklar da zaten belli.

Bakan Berat Albayrak, “Haftaya fiyatlama, indirim, sorumluluk alma anlamında taşın altına eline koyma noktasında süreç başlatacağız” derken, fiyatlamayı etkileyen sektörler başta olmak üzere, görüşmeler yapıp kamuoyu açıklaması yapacaklarını belirtti. Albayrak’ın “fiyatlamalarla daha yoğun mücadele edeceklerini” söylemesi ise çarpıcıydı.

Üretici ve tüketici fiyatları arasındaki fark, üreticinin maliyet artışının tümünü zaten tüketici fiyatlarına yansıtmadığını gösteriyor. Enflasyonun kaynağı ve mücadelenin nasıl yapılması gerektiği belli iken piyasa dışı yöntemlere başvurulması, sorunu çözmeyeceği gibi, paniği artırıp üretimi daha da kötü etkileyebilir.’’

Sonuç olarak artan enflasyon oranları ile mücadele etmek kaçınılmaz bir hale geldi.

Beklentilerin üzerinde gerçekleşen enflasyon oranları ile mücadele; makro dengeleri yeniden tesis etme, bunun için radikal tedbirler uygulamak, dışarıya güven verecek ekonomi ve siyasi adımların atılması ve bununla birlikte ilk önce kurların istikrar kazanması yöntemleri ilk akıllara gelen yöntemlerdir.